Download Slavoj Zizek - Acı Çeken Tanrı.pdf PDF

TitleSlavoj Zizek - Acı Çeken Tanrı.pdf
File Size5.0 MB
Total Pages241
Document Text Contents
Page 120

HER KtTAP KALE GİBİDİR - SÖZ İNSAN OLDU - GUNJEVIC

lerinde bünyevi olarak şiddete ilişkin ciddi bir gösterge değil midir
bu? Hegel böyle bir fanatizmi her türlü yüceltmeye kadir olarak,
yücegönüllülük ve cesaret erdemlerine ait bütün önemsiz menfaat­
lerden muaf bir yüceltme olarak değerlendirir. Arap bedevilerinin
sade tabiatı; Bir’e ibadet eden, inanan, zekât veren, fiziki ve ırksal
özellikleri reddeden, hacca giden biçimsizlik için idealdir Demek
ki her Müslüman, göçebelerin hiçbir özel mülkü sevmemesinin far­
kında olmalıdır. Müslümanlar da işte böyledir, der Hegel; insani za­
aflardan âzâde olmayan peygamberlerine benzerler. Yine Hegel’in
dikkat çektiği gibi, Muhammed bu özelliğinden ötürü Müslüman
müminler için paradigmatik bir örnek teşkil eder. Peygamber de
olsa hâlâ bir insan olan Muhammed güçlü örnekliği ve otoritesi­
ni kullanarak radikal monoteizmi meşrulaştırma amacına ulaşır.
Hegel’in Tarih Felsefesi'ndeki bu fikirleri, İslam’ı ve Muham­
med Peygamber’i felsefi bir bakış açısından kavramsallaştırmada
harcıâlem hale gelmiştir. Batı’daki talihsiz Muhammed Peygamber
karikatürlerinden çok önceleri İslami değerlerin herhangi bir biçi­
mini, İslami olan her şeyi kökleşmiş bir şekilde hor görme geleneği
içten içe devam ediyordu. Müslümanlar elbette bu İslam algısından
tek başlarına sorumlu değildiler. Şamlı John sekizinci yüzyılda he-
retik düşüncelere dair çalışmalarında İslam’ı bir diğer Hıristiyanlık
sapkınlığıymış gibi sunuyordu. Cehennemolog Dante peygamber/
elçi Muhammed ve onun kuzeni Ali’yi cehennemin sekizinci halka­
sına ya da daha kesin bir şekilde söyleyeck olursak tam sapkınların
ve nifakçıların işkence gördüğü dokuzuncu uçuruma yerleştirir:

Onu görmek için olanca dikkatimi verince,
bana baktı, göğsünü açtı elleriyle,
“Bak nasıl paralıyorum kendimi” dedi,
“Bak Muhammed de nasıl sakat edildi!
Önümde ağlayarak giden de Ali,
çenesinden tepesine yüzü kesili (.. .)9

9 Dante Alighieri, The Divine Comedy, Hell, çev. Rev. H.F. Cary (Londra: Cassell
& Company Ltd., 1892), XXVIII, s. 28-31; Türkçesi: İlahi Komedya, çev. Rekin
Teksoy, İstanbul: Oğlak Yayıncılık, 2012.

117

Page 121

ACI ÇEKEN TANRI

Bu sözleri bana Muhammed söyledi,
daha önce kaldırmış olduğu ayağım indirdi
Yere bastı, uzaklaşıp gitti.10

İslam (ve bu sırada onun kimlikleri tamamen saptanmış olan
peygamberleri) Hıristiyan Batı’ya karşı hiçbir zaman bir tehdit
olmaktan çıkmadı. İslam hakkında hâlen aynı şeyler düşünülüyor
fakat yalnızca aşın sağcılar böyle Avrupa merkezci şeyleri dile ge­
tiriyorlar. İslam, zorba, teokratik, şiddetperver ve modernlik karşıtı
bir din olarak algılandı. Batılı kültürel arşivlerdeki fanatik ve ilkel
İslam’ın kusursuz simgesi, Ömer’in İskenderiye Kütüphanesi’ni yok
edişidir, ki insanlığı yüz yıllarca geri götüren ve telafisi mümkün ol­
mayan bu davranış, korkunç bir İslami vahşet suçu olarak algılanır.
Orta Çağ’ın ilk dönemlerinde Batı’nm kültürel olarak daha aşağı­
da olması, bu durumu daha da kızıştırmıştır. Aristo’yu Avrupa’ya
Araplar getirmişse de İslam irrasyonel Öteki olarak kalmıştır. İbn-i
Sina ve İbn-i Rüşd aracılığıyla Skolastisizm’i dolaylı olarak şekil­
lendiren Arap felsefesi, Batı dünyasındaki İslam imgesini hakikaten
de değiştirmiştir. Araplar olmasaydı tüm siyasal sapmalanyla bir­
likte Klasik Batı Skolastisizmi hiç var olmayabilirdi. Orta Çağ’daki
Hıristiyan ve Arap teokrasileri ilk bakışta öyle görünseler de birbi­
rinden çok da farklı değillerdi. Benzerlikleri tesadüfi olamayacak
kadar çoktu. İslam’ın ve peygamberinin yüzyıllardır maruz bırakıl­
dıktan acımasız teolojik ve siyasal savunuculuk kampanyalannm
şiddetinin dinmek bilmemesinin sebebi işte budur. İslam’a dair bu
kolonyal horgörünün nereden geldiğini açıkça görmek için sadece
Hınstiyan savunuculannın Kuran ve Muhammed hakkında uydur-
duklanna göz atmak yeterlidir. Burada Luther’den söz etmemek
mümkün değildir; Luther İslam’ın yayılışının günahlarımızın cezası
olduğunu söylüyordu. Zamanında İstanbul’daki Padişahı, dönemin
Papa’sından daha dindar buluyordu. Bu yüzden Tank Ramazan gibi
insanlann “açık fikirli liberal görüşleri”yle Avrupa’nın İslamileş-
mesine ajandalan olan ikiyüzlü kimseler olarak mimlenmesi pek de
şaşırtıcı değildir. Her ikisi de Muhammed Peygamber’i yanlış an­

10 A.g.y., XXVIII, s. 60-1.

118

Page 241

Din ve felsefe ile güncel politik yaklaşımlar arasında ne tür *
bağlantılar vardır ve bunlar ne şekilde geliştirilebilir?
Slavoj 2izek ve radikal teolog Boris Gunyevid, Acı Çeken Tanrı:
Kıyameti Tersyüz Etmek'te bu sorüftyn cevabım ararken üç
temel dini inanç sistemini, özellikle toplumu dönüştürmek :
için gereken manevi değerleri inşa etmede kullanılacak
araçları sağlayabilme potansiyelleri bakımından mercek

’ aitipâ glıy.Örlar. V; .v '

Hıristiyanlık, İslam ve Yahudilik üzerine "diyaloglar"
aracılığıyla yaptığı bu değerlendirmelerde 2izek; Lacan,
Levinas, Hegel ve Augustinus gibi isimlerin kuramları
yardımıyla ve Dante'den Dostoyevski'ye uzanan geniş V.-j.
bir yelpazedeki kültürel örneklerle kapitalizm eleştirisine
yöneliyor. 2izek ve Gunyevic, İslam ülkelerinde şiddetin/.;
din aracılığıyla meşruiyet kazanması ve modem ateistlerde
Tanrı'dan bile daha sınırlandırıcı şekilde ortaya çıkabilen
bilinçaltının paradoksları gibi beklenmedik durumları ele
alarak inanç kavramını irdeliyorlar. Bu bağlamda, yalnızca acı
çektiren bir Tanrı'dan ziyade, kendisi de acı çeken bir Tanrı
fikri ortaya koyarak birey ile Tanrı arasındaki ilişkileri yeniden
düşünme yolları sunuyorlar.

vvvvvv.selyayincilikicom

Similer Documents